Sensizken geceleri sevmiyorum. Gecenin tüm ürkütücülüğü beni alıp gidiyor. Sen gittiğinden beri ben eksik bir parçayım(Seninle tamamlanabiliyorum). Seninle cesaretleniyorum. Seninle huzur buluyorum.(Ama) Geceler seni daha çok alıp gidiyor benden. Daha fazla yanıyor ateşler, acılar. Yarım kalıyorum, korkuyorum.
Gece tüm çaresizliğimi yüzüme vuruyor. Unuttuğum, üzerini örttüklerimi sanki daha çok yüzeye çıkartıyor. Sen olmayınca her şey yarım kalıyor ve ben her şeyden nefret ediyorum. Dayanıksız buluyorum kendimi. Kabullenmelerim yok olup gidiyor.
Giderken geceleri de almalıydın benden. Yarım yamalak gidilmezdi. Terk edilmezdi.
(Aşk terk etmek ya da intikam almak mıydı?)(Değildi)
An, hava kararınca başlıyor. Ama tersine ilerliyor. Daha çok parça koparmak adına akrep ve yelkovan öylesine duruyor.
Ve sonra gecenin unutma kucağında, uyuyorum.
“içimdeki her şey ölüyor -hatta düş kurabildiğime olan güvenim bile! ne yaparsam yapayım, fiziksel olarak kendimi iyi hissedemiyorum. gönlümün kaydığı bütün dinginliklerin, ruhumu parçalayan sivri köşeleri var. bakışlarımı kenetlediğim bütün bakışlar zifiri karanlık çıktı, günün zayıflamış ışığının izi vardı bunlarda, acısız ölmek için biçilmiş kaftandılar.”
empyrium | heimwärts
Reblogged from koprudekikiz with 3 yorum
Ki ben yine yazardım, masallar yok demeseydiniz.
(Kaynak: bulutcukiz)
Reblogged from birmaymununmabedi with 4 yorum
belki biraz kar.
sıcak bir çay.
ıslak botlar.
petrol mavisi bir eldiven.
siyah bir atkı.
bir paket camel soft.
üstünde kızılderili bir fotoğraf olan çakmak.
bunlardan ötesi?
bunlardan ötesi işte bu şarkı.
Reblogged from larosaenflorce with 19 yorum
İnanır mısınız, çoğu kez öldürülmüştüm. Hayatımın çoğunu yanında geçirdiğim insanlar bırakıp gittiler beni. Bir sürü merdivenden düştüm. Sürekli intihar ettim. Hatta boğuldum bile. Bağırarak koştum, yalnızdım. Düşerdim, kalkamazdım. Hayatla kavga etmekten öteye gitmezdi ilişkimiz. Hiç bilmediğim birini özlerdim. Gelecek mi acaba?, şüphesiyle beklediğim o kişiyi özlerdim. Kokusunu özlerdim hiç tatmadığım halde. Öpmeyi bile özlemiştim bir keresinde. İnsanlar beni görmezdi, alışmıştım. Hoş! Hala görmüyorlar, görmesinler. Umurunda da değil. Annem sarılırdı, ağlardım. Ağlardım, ağlardı. Varsın ağlayalım beraber bu üzüntü bitecekse. Ben bir üzülürdüm, babam daha çok üzülürdü. Uyurdum gece, gelir baş ucumda seyrederdi beni. -uyumuyormuşum demek- İnsanlar sürekli düşünürdü, daha iyi düşünürdü. Ben de ağlardım. Ama sizin umurunuzda mı? Değildi. Hissetmek zor değildi. Bir çocuk bile bilirdi bunların ne kadar aciz olduğunu. İnsanlar işte. İnsanlar aptaldı. Hala aptal, o ayrı. Sonra o yokken bile özlediğim geldi. İyiyim, dediğimde ‘İyi değilsin, neyin var?’ diyen geldi. Nasılsın, sorusuna gerçekten cevap bekleyen geldi. O, geldi. Yokken bile vardı aslında. O, bendi. Ben, onunla ona benzerdim. Bir kez yaşamaya başladım, şimdi hep yaşıyorum. Bir de onu yaşıyorum. Çok yaşıyorum. Mutluluk, mutsuzlukla aldatılmadan devam ediyor hayatına. İyi ki var, dedirtiyor varlığı. Yanımdaymış gibi huzurlu uyuduğum geceler, bir de babam öper yanağımdan. Şimdi o var. Ne düşündüğünüz, umurumda değil.
Reblogged from bayannihayett with 14 yorum
Nasıl telaffuz edilir sözcükler , cümle nasıl kurulur unuttum. Unutturdun. Seni incitmemek adına hangi kelimeleri seçmek gerekir bilmiyorum. Doğru kelimeler nasıl yan yana getirilir ya da?
Ne diyeceğimi bilmediğim ama bir şey söylemem gerektiğini bilmenin saçmalığı bu.
“Artık beni hiçbir şey şaşırtamaz dediğim oldu. Artık beni hiçbir şey üzemez dediğim de oldu. Çok büyük konuşmuşum. Hayat, sözümü ve yalnızlığımı kucaklayan kocaman kollarıyla hala tek şaşkınlığım.”
Reblogged from konusmakzor with 15 yorum
(via shapeof-myheart)
Reblogged from shapeof-myheart-deactivated2012 with 16 yorum
Bazen bazıları kendini unutturmuş,gitmiş gibi yapıp geri geliyorlar.
Gel-gitlerden yoruldum. Gelmelerinizi gitmelerinizi alın gidin benden.
Gidip gidip gelmeyin ; gelip gelip gitmeyin.
Ağlatmayın
Tüketmeyin.
Yoruldum.
Benim yapmak istediğim şeyler var. Yapamamam için koyulmuş engeller var. Hatalarım var. Aynı zamanda geri alınamayan zaman parçaları. İnadına işleyen saat tik takları.
Hava kararınca herşey değişiyor.
Yazamadıklarım , söyleyemediklerim var. Ağladığım nice geceler var.
Nefret ettiğim özlemlerim şeyler var.
Kurtulamadıklarım var.
Bir sonbaharda buluşacağız. Bu dünyada sensiz dökülen yapraklar, koluma girdiğinde omuzlarıma konacak. Yakalayacağım bu kez. Yaprakları da, seni de. Düşmeden yakalayacağım. O günün sabahına uyanana kadar da, seni benden ayıran her şeyin kaburgalarını söküp alınlarına boynuz diye saplayacağım. “İşte şeytanlar!” diye haykırarak boyunlarında zincirle dolaştıracağım. Emin ol sevgilim, hepsi olacak. Bir gün…
Hakan Günday, Ziyan
Reblogged from ipekgibibiri with 9 yorum